Filmekimi, bu yıl hiçbir slogan taşımadan yalnızca seçkisindeki güçlü filmlerle konuşulmayı tercih ediyor. 3–12 Ekim arasında İstanbul’da başlayacak festival, sonrasında Ankara, Eskişehir ve İzmir duraklarıyla Türkiye’nin dört bir yanındaki sinema izleyicisini yeni filmlerle buluşturacak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Cannes, Berlin, Toronto ve Venedik festivallerinden özenle seçilmiş yapımlar gösterimlerde yer alıyor. Üstelik seçki içinde Gazze üzerine çekilmiş üç yapımın bulunması festivalin politik ve insani tonunu güçlendiriyor. Daha önce İstanbul Film Festivali’nde gösterilip kaçıranlar için O Da Bi’ Şey Mi? ve Uçan Köfteci filmlerinin tekrar programda olması da ayrı bir sürpriz.
Bu geniş seçki içinden Filmekimi 2025 film önerileri arayanlar için, kaçırılmaması gereken 12 filmi öne çıkarıyoruz.
Görünmez Kaza – Jafar Panahi
Cannes’da Altın Palmiye kazanan Görünmez Kaza, Jafar Panahi’nin uzun süreli seyahat yasağı ve hapis döneminin ardından çektiği en kişisel filmlerden biri. Panahi, yine izin almadan gerçekleştirdiği çekimlerle sistemle olan gerilimli ilişkisini perdeye taşırken alışıldık ironik üslubunu daha karanlık bir tonla harmanlıyor. Film, hapishane yıllarında işkencecisi olduğunu düşündüğü bir adamla karşılaşan bir karakterin gerçeklik, şüphe ve hafıza arasında sıkışan psikolojisini izliyor.
Fransa’nın Oscar adayı olan yapım, yılın tartışmasız en dikkat çekici filmlerinden biri.
Manevi Değer – Joachim Trier

Joachim Trier ve Eskil Vogt ikilisi, Dünyanın En Kötü İnsanı’ndan sonra bir kez daha güçlü bir karakter dramasıyla döndü. Renate Reinsve’nin başrolde yer aldığı Manevi Değer, sanat üretimi, aile bağları ve hırs arasında sıkışmış iki kız kardeşin hikâyesini incelikli bir dille anlatıyor.
Babasının filmlerine dönmesini isteyen Gustav’ın ısrarı, aile içinde gömülü kalan kırılmaları yüzeye çıkarıyor. Norveç’in Oscar adayı olan film, Trier’in duygusal derinlik konusundaki ustalığını tekrar ortaya koyuyor.
Yüreğini Eline Al ve Yürü – Sepideh Farsi
Bu yılın en sarsıcı yapımlarından biri. Filistinli gazeteci Fatime Hassuna ile yönetmen Sepideh Farsi’nin birlikte kaydettiği görüntü ve ses günlüklerinden oluşan belgesel, Filistin’de yaşanan felaketleri birinci elden belgeliyor.
Fatime’nin 16 Nisan 2025’te evine yapılan saldırıda hayatını kaybetmesi, filmin ağırlığını defalarca artırıyor. Yüreğini Eline Al ve Yürü, yalnızca bir belgesel değil; direniş, dayanıklılık ve tanıklığın önemine dair bir çağrı.
Mavi Ay – Richard Linklater
Linklater bu yıl adeta bir maraton koştu ve hem Berlinale hem Cannes için film hazırladı. Mavi Ay, 1943’te geçen ve Rodgers & Hart ikilisinin dağılma dönemini bir gecede anlatan bir yapım.
Ethan Hawke’ın Lorenz Hart rolü, Andrew Scott’ın ise Richard Rodgers performansı eleştirmenlerden tam not aldı. Broadway atmosferi, savaş dönemi ruhu ve müzikal tarihin dönüm noktalarına saygı duruşu niteliğinde bir film.
Babamın Gölgesi – Akinola Davies Jr.
Cannes’dan Altın Kamera mansiyonuyla dönen Babamın Gölgesi, Nijerya’dan İKSV kapsamında gösterilen ilk uzun metraj film olmasıyla da ayrı bir yerde duruyor.
23 Haziran 1993 seçim iptalinin ülkede yarattığı siyasi kaos, bir baba ve iki çocuğunun gözünden aktarılıyor. Lagos’un sokakları, belirsizliğin ve korkunun yarattığı atmosferle adeta nefes alıp veriyor. Yönetmenin kendi kentini “kanla yazılmış bir aşk mektubu” gibi anlatması filmin etkisini arttırıyor.
Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş – Jim Jarmusch

Jarmusch’un üç kısa filmden oluşan antolojisi, yetişkinlerin ebeveynleri ve birbirleriyle olan mesafeli ilişkilerine odaklanıyor.
Her bölüm farklı bir ülkede geçiyor; melankoli ve mizah arasındaki çizgi ustalıkla korunmuş. Cate Blanchett, Adam Driver, Tom Waits gibi güçlü bir oyuncu kadrosuyla desteklenen film, insanın en temel duygusal çatışmalarına şiirsel bir yerden bakıyor.
Geber Aşkım – Lynne Ramsay
Orijinal adı Die My Love olan Geber Aşkım, yılın en çok tartışılan filmlerinden biri. Robert Pattinson ve Jennifer Lawrence’ın birlikte yer aldığı film, Cannes’da gösterildiğinde Lawrence’ın performansının Oscar adaylığı getirebileceğine dair yorumlar yapıldı.
Lynne Ramsay, insan ruhunun karanlık kıvrımlarını anlatma becerisini yeniden kanıtlıyor. Türkiye’deki çeviri adı tartışma yaratmış olsa da film, yoğun atmosferi ve oyunculuklarıyla festivalin en güçlü duraklarından biri.
Aynalar No. 3 – Christian Petzold
Petzold’ün son filminde Laura, yaşadığı kazadan sonra kendisini bulan bir kadının ailesi tarafından himaye edilir. İlk başta soğuk olan ilişki zamanla alışkanlığa dönüşse de geçmiş sırlar bu kırılgan yapıyı paramparça eder.
Ravel’in aynı adlı süitinden esinlenen film, Petzold’ün tipik atmosfer ustalığını taşıyor. Yönetmenlerin On Beş Günü seçkisinde büyük ilgi gördü.
Kokuho – Lee Sang-il
Kabuki sanatının büyüleyici estetiğini ve yıllara yayılan bir ustalık yolculuğunu anlatan Kokuho, Japonya’da dev bir gişe başarısı yakaladı.
Bir yakuza ailesinin mirasından kaçıp sahnenin disiplinine sığınan Kikuo’nun hikâyesi, hem görsel hem duygusal açıdan güçlü bir anlatı sunuyor. Cannes’da gösterilen film, Japonya’nın Oscar adayı olmasıyla iyice öne çıktı.
Yetim – László Nemes

Saul’un Oğlu ile hafızalarımıza kazınan Nemes, bu yeni filminde 1957 Macaristan’ında kırılmış bir toplumun yaralarını fon olarak kullanıyor.
Andor’un, hayatına bir anda dahil olan ve babası olduğunu iddia eden yabancı adamla yüzleşmesi, politik altmetinle birleşince güçlü bir gerilim yaratıyor. 35 mm çekim tercihi filme ayrı bir doku kazandırmış.
Aşk Mektupları – Alice Douard
Doğum arifesinde olan bir çiftin, toplum ve aile baskısı altında sıkışan ilişkilerini anlatan Aşk Mektupları, şiirsel dili ve duyarlı mizahıyla dikkat çekiyor.
Queer aile yapılarının görünürlüğü, Douard’ın ilk uzun metraj denemesinde incelikle işlenmiş. Eleştirmenler Haftası’nda öne çıkan yapımlardan biri oldu.
Yeniden – Max Walker-Silverman
Bir felaket sonrası ayakta kalmaya çalışan insanların birlikte kurdukları hayatı anlatan Yeniden, Sundance’te büyük ilgi gördü.
Yangında her şeyini kaybeden Dusty’nin karavanda başlayan yeni hayatı, küçük bir kızın bitmeyen iyimserliği sayesinde yeniden anlam buluyor. Film, iyileşme sürecinin sessiz gücünü hatırlatıyor.
Filmekimi 2025 programı
Bilet satışları 26 Eylül 10.30 itibarıyla Passo üzerinden başlayacak. İstanbul’da Paribu Art, Kadıköy Sineması, Atlas 1948 ve City’s Cinewam Nişantaşı salonları kullanılıyor. Seçki küçülmüş olsa da filmler daha yoğun bir kurguya yerleştirilmiş durumda.
SSS
Filmekimi 2025’te kaç film gösteriliyor?
Bu yıl festival toplam 49 filmden oluşuyor ve bunların bir kısmı diğer uluslararası festivallerden ödüllü yapımlar.
Filmekimi 2025 biletleri nereden alınır?
Biletler 26 Eylül itibarıyla Passo üzerinden satışa sunulacak.
Filmekimi 2025 film önerileri arasında en çok konuşulan yapım hangisi?
Görünmez Kaza, Cannes’da Altın Palmiye kazanması nedeniyle yılın en çok merak edilen filmi konumunda.
Yorum Yap
Bu yılın Filmekimi seçkisi hakkında senin favorin hangisi? Görüşlerini aşağıda paylaş; sinema sohbeti genişlesin.


















